|
Kapak Konusu:
İslam Dünyasındaki Suni Ayrımlar Nasıl Son Bulur? İslam dünyasında uzun yıllardır birlik ve beraberlik ruhunun gereği gibi yaşanmıyor olması, hem birtakım sorunlara zemin hazırlamakta hem de mevcut sorunlara kalıcı çözümler oluşturulmasını zorlaştırmaktadır.
Bu durumun son bulması ve Müslümanların ve diğer tüm toplumların huzura, güvene ve barışa kavuşabilmeleri için,
İslam dünyasında suni olarak oluşturulan ayırımların ortadan kaldırılması şarttır. Müslümanlar, Allah'ın Kuran-ı Kerim'de buyurduğu gibi, kardeş olduklarının şuuruyla hareket etmeli, bir ailenin fertleri gibi sevgi, saygı ve samimiyetle birlik olmalıdırlar. İslam dünyasının özlemi içinde olduğu aydınlık ve huzurlu günlerin yaşanması ancak tüm Müslümanların bu şekilde tek yürek olması ile mümkündür.
İslam medeniyetinin tüm dünyayı aydınlattığı, bilimde, sanatta, mimaride, ticarette dünyaya örnek olduğu dönemler, Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket ettikleri dönemler olmuştur. Gerek Peygamber Efendimiz (sav)'in döneminde ve gerekse bunu takip eden zamanlarda, Kuran ahlakıyla ahlaklanan Müslümanların, gittikleri her yere hoşgörü, akıl, bilim, sanat, estetik, temizlik ve refah götürmelerinin ve İslam dünyasının, dünyanın en modern ve en çağdaş uygarlığı olmasının temelinde, birlik ruhunun sağladığı huzur, güven ve barış ortamı vardır. Günümüzde de İslam dünyası gücünü, nurunu, bereketini tekrar elde etme ve kendi içinde oluşan suni ayrımları ortadan kaldırma ihtiyacındadır.
Devamı için tıklayınız.

Kuran'da Dua Her Zaman Ve Her Yerde Dua Edilebilir
Duanın belli bir zamanının olmadığı Kuran ayetleri incelendiğinde açıkça görülür. İnsanı dua etmeye yönelten her türlü istekte, bu ibadet yerine getirilebilir. Yani duanın belirli bir vakti, saati yoktur.
Ancak Kuran'da, günlük uğraşların dışında kalan saatlere, yani geceye ve sabah namazı vaktine dikkat çekilmektedir. Bir ayette müminler "... seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler" (Al-i İmran Suresi, 17) olarak bildirilmekte ve dolayısıyla günün bu en erken saatinin önemi vurgulanmaktadır. Başka ayetlerde ise, gece vaktinin, hareketli olan gündüze göre düşünme, okuma ve duaya daha elverişli olduğu şöyle bildirilmektedir:
"Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır. Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır. Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel." (Müzemmil Suresi, 6-8)
Devamı için tıklayınız.

Evren, Teknoloji ve İnsan Sağlığı İçin Gereken Element: Demir Mucizesi Dünyanın en temel fiziksel dengeleri üzerinde demirin nasıl bir etkisi vardır?
Demirin insan metabolizması için önemi nedir?
Kuran-ı Kerim'de “demir” hakkında hangi mucizevi gerçek bildirilmiştir?
Oluşumu Dünya dışında gerçekleşen demir, Dünya’ya hangi yolla gelmiştir?
Demirin teknolojik ilerlemeyi sağlaması neyin keşfedilmesiyle mümkün olmuştur?
Teknoloji, insanoğlunun, yeryüzünde bulunan elementleri belirli bir amaca göre şekillendirmesidir. Çevremizdeki teknolojik ürünleri incelersek; hepsinin, demir, bakır, çinko, alüminyum gibi metallerden veya petrolün bir yan ürünü olan plastikten oluştuğunu görürüz. Eğer bu maddeler, özellikle de metaller dünya üzerinde bulunmasaydı ve insanoğlunun bu maddeleri kullanma imkanı olmasaydı belki de teknolojiden söz etmek de mümkün olmayacaktı.
Bu elementlerden sadece birkaçına dikkatle bakmak bile, günlük yaşam içinde varlığına alıştığımız bu madenlerin, aslında ne kadar mucizevi yapılar taşıdıklarını gösterir. Demir de bu maddelerden biridir.
Devamı için tıklayınız.

Hanif Bir Müslüman: Hz. İbrahim Tarih boyunca Yahudiler, Rabbimiz'in "Gerçek şu ki, İbrahim tek başına bir ümmetti..." (Nahl Suresi, 120) şeklinde övdüğü Hz. İbrahim'i tüm Yahudilerin peygamberi olarak kabul etmiş ve kendilerinin Hz. İbrahim'in yolunu izlediklerini ileri sürmüşlerdir. Hıristiyanlar ise, Hz. İbrahim'in Yahudilerin peygamberi olduğunu kabul etmelerine rağmen, onun kendisinden daha sonra gelecek olan Hz. İsa'ya tabi olduğunu iddia ederek Yahudilerden ayrılmışlardır.
Oysa gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri yaratan Yüce Rabbimiz, bir öğüt verici ve hidayet rehberi olarak indirdiği Kuran'da, tüm bu sapkın iddiaların yanlışlığını şu şekilde bildirmektedir:
Yoksa siz, gerçekten İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuzş De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı Allah'tan kendisinde olan bir şehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir." (Bakara Suresi, 140)
Devamı için tıklayınız.

Penguenlerin Vurgun Yemelerini Engelleyen Özel Dalış Tekniği Penguenler tek bir nefesle yüzlerce metre derine dalabilirler. Penguenlerin nasıl olup da bu dalışlar esnasında ani basınç değişikliklerinden etkilenmedikleri ve vurgun yemedikleri Japon araştırmacılar tarafından gün ışığına çıkarıldı. Bilim adamları penguenlerin, uyguladıkları özel bir dalış tekniği sayesinde vurgunlardan korunduklarını açıkladı.
Bir dalgıç derinlere indiğinde yükselen su basıncı, bedenindeki küçücük boşluklarda yayılmış olan nitrojeni bulunduğu yerden çıkarır ve kana geçmeye zorlar. Dalgıç yüzeye yükselmeye başladığında kanında tehlikeli miktarlarda nitrojen bulunması bedeni üzerinde birçok olumsuz etki doğurabilir. Ani basınç düşmesiyle birlikte yüksek nitrojen seviyesi sonucu eklem ağrıları, solunum güçlükleri ve hatta felçle karşılaşabilir.
Aynı sorunları penguenlerin nasıl olup da etkisiz hale getirdiğini inceleyen Tokyo Ulusal Kutup Araştırmaları Enstitüsü bilim adamları, Adelie ve kral penguenlerine elektronik cihazlar monte ettiler. Katsufumi Sato ve arkadaşları bu cihazlar sayesinde Antartika ve Crozet adası açıklarındaki penguenlerin gerçekleştirdiği 650 dalışı uzaktan takip ettiler. Penguenlerin derinlik hızlarının yanı sıra kanat hareketlerinden ivmelerini de ölçen araştırmacılar, hayvanların akciğerindeki oksijenle ilgili bazı tespitlere vardılar. Böylece penguenlerin dalış ve yükseliş profilleri ortaya çıkarılmış oldu.
Devamı için tıklayınız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler
|